4 Eylül 2020 Cuma
Kapitalizm Ciddiyeti
22 Temmuz 2020 Çarşamba
Söylenecek söz,direnilecek güç halen var!
21 Temmuz 2020 Salı
20 Temmuz 2020 Pazartesi
Acıyla Beslendi Şiirlerim
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
– tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir attila ilhan ölür
14 Temmuz 2020 Salı
Şehrin Acıya Gülen Sahipleri
İnfarktında yüreğimin
Alnımın çizgilerindesin memleketim
Memleketim, memleketim...
9 Temmuz 2020 Perşembe
Geleceği İnşa Edecek İnsan
Başlangıç
Doğrultup belimizi kalktığımızdan beri iki ayak üstüne,
kolumuzu uzunlaştırdığımızdan beri bir lobut boyu
ve taşı yonttuğumuzdan beri
yıkan da, yaratan da biziz,
yıkan da yaratan da biziz bu güzelim, bu yaşanası dünyada.
Arkamızda kalan yollarda ayak izlerimiz kanlı,
arkamızda kalan yollarda ulu uyumları aklımızın, ellerimizin, yüreğimizin,
toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve pılastikte.
Kanlı ayak izlerimiz mi önümüzdeki yollarda duran?
Bir cehennem çıkmazında mı sona erecek önümüzdeki yollar?
...
Nazım Hikmet Ran
Nazım Hikmet'in belki de en sevdiğim şiirinin ilk kısmındaki ifadeler insanlık tarihine dair çok net bir özet.
Sahi kimiz biz?Ne olduk,nereden geldik ve "nereye" gidiyoruz?
Detaya girmeden tarihimizi kısaca geriden ileriye aşamalı olarak sarmak istiyorum:
Varlığımızı keşfettik,hayatta kalmaya çalıştık,düzeni var ettik...
Evet,bu kadar basitçe anlatmak gerekirse bunu diyebilirim.
Varlığımızı anlarken ve hayatta kalmaya çalışırken edindiğimiz deneyimleri var ettiğimiz düzene iletmede iyi olduğumuz söylenemez.Nitekim yüzyıllardır süren savaşlar,yoksulluk ve krizler bundan kaynaklı olduğu aşikar.Ancak bu sorunlara birgün "dünün dünyası" diyeceğimiz zamanlar da çok uzakta değil.
Bugün insanlık hayatta kalmak ve varlığını devam ettirmek için bir mesleğe herhangi bir şekilde mensup olarak emeğini vermekte.Bu hem işçilik olsun hem emekçilik olsun her noktada bu konuda aynı durumda.Ancak yarının dünyasında meslek kavramı kısmi olarak kalkabilir.Yani mesleklerdeki bilgi birikiminin teknolojiye entegre olmasıyla beraber dünyadaki çalışma hayatında birçok meslek sadece birbirleriyle aynı derecede teknolojik bilgiyle karşılıklı meslek değiştirebilecekler.Bugün zaten var olan bu çapraz meslek anlayışı ileride oldukça artacak.
Gelmek istediğim konu aslında geleceğin insanının artık sadece bir alanda değil birçok alanda bilgi sahibi olması gerekeceği.Çünkü ne yazılım eskisi gibi yazılımcıda kalacak ne de finans eskisi gibi finansçıda.Geleceğin toplumunun inşasında 4 işlem bilmek kavramı hepimiz için değişebilir.Toplama-Çıkarma ve Bölme-Çarpma işlemleri yerine bilmemiz gereken daha farklı sabit bilgiler olması muhtemel.
Bu değişimin sonucunda dünün dünyasında (aslında şimdi) yaşanan toplumu eksik bilgilerle yanıltma da her alanda azalacak diye düşünüyorum.
Yarının dünyasını hayal ederek yaşayalım,hedeflerimizi ve amaçlarımızı buna göre daha cesur ve daha inanarak belirleyelim...
28 Haziran 2020 Pazar
Teknoloji,Virüs ve Yeni Dünya Üzerine
Teknolojinin tarih içerisinde yaşadığı en büyük ilerlemenin son 20-30 yıl içinde olduğu sanırım hepimizin kabulüdür.Gelecek 30 yıl bu ilerlemeden de daha fazla hızlı olacak gibi görünüyor.Ancak teknolojik ilerlemeler her zaman olumlu olamayabilir.Teknoloji arkasından bize neleri getiriyor?Ya da şunu sormalıyız:Bir başka örnekte de 5G teknolojisiyle beraber hızlı bağlantı ve veri transferi sayesinde yapılan ilk ameliyat denemesini görmekteyiz:
Gördüğümüz örnekler bize teknolojinin gelecekte olumlu etkilerinin fazlasıyla olacağını hissettiren nitelikte.Fakat bundan 3 yıl önce bir iktisat dersinde sorguladığımız "Diğer tüm durumların kusursuz olduğu bir sistemde teknolojik gelişmelerle işssizlik artar mı?"sorusu bu olumlama fikrinde beni oldukça arada bıraktı diyebilirim.Elbette ki diğer koşulların sabit olduğu bir sistemde teknoloji işsizliği arttırmamakla birlikte çalışma saatlerinin oldukça düşmesini ve refahı da beraberinde getirir.(Tabi diğer tüm durumların sabit olduğunu tekrar hatırlatmakta fayda var.)
Fakat gerçek yaşamda diğer durumlardan sabit olarak konuşmamız pek de mümkün değil.Şu günlerde hepimizin malumu Covid-19 salgını Türkiye'de ve Dünya'da küresel sağlık sorunuyla beraber arkasında işsizlik ve işçi haklarında yoğun bir hak mahrumiyetini de getirdi.Virüsten önce zaten iyi olmayan ekonomik düzen küresel bir sorunla kusurlarını iyice açığa verdi.Herkesin "bu düzen devam mı edecek?" tartışmaları devam ederken sermaye bu konuyla ilgili en iyi çözümü teknolojik imkanlarda buldu.Uzaktan çalışmayı sağlayan Video Konferans programlarının da maliyeti düşürmesi bir yana bunun dışındaki dijitalleşme,robotlaşma vb. gibi alternatif tedarik zincirini kolaylaştırıcı uygulamalar emeğin maliyetini düşürüyor.Devletlerin de para arzı ile bir denge sağlaması da sermayenin geçici olarak fon kaynağı bulmasını sağladı.Bu nedenledir ki yeni bir sistem ve düzenle ilgili fikirler de kısa süreli bir gündem olarak kaldı.
| İşsiz Türü | Ocak 2019 | Ocak 2020 | Fark |
| Dar tanımlı işsizler | 4.668 | 4 362 | -306 |
| İş aramayıp çalışmaya hazır olanların tümü | 2.311 | 2.786 | 475 |
| a-İş bulma ümidi olmayanlar | 618 | 946 | 328 |
| b- Diğer iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar | 1.693 | 1.840 | 147 |
| Zamana bağlı eksik istihdam | 410 | 683 | 273 |
| Mevsimlik çalışanlar | 163 | 129 | -34 |
| Toplam | 7.552 | 7.960 | 408 |
Bizi yakın olarak ilgilendiren Türkiye'de de TÜİK verilerine göre toplam işsizlik pandemi öncesi dönemde azalmadığı gibi 408 bin artış gösterdi.Bununla beraber açıklanan destek paketi hem kaynakların verimli kullanılmaması hem de fonların korunumu ve değer kaybı yaşanmaması ile ilgili verimsiz hareketler oluşan tablonun oldukça negatif göründüğüne işaret ediyor.Sanırım 2. çeyreğin bitiminden sonra pandemi sonrası tabloyu tam olarak göremeyecek olsak da üzerinden tahmin yapabileceğimiz bir veri ortaya çıkacaktır.Yakın zamanda resesyon havasının estiği çoktan bilinen bir durumdu.

ABD'de Demokratların yoğun baskısıyla işsizlere 1000 $ destek paketi için çalışmalar yapıldı .Ne yazık ki bu veriler devlet tarafında her zaman olumlu görünüm yaratmış olsa da Mayıs 2020'ye kadar son 6 haftada 33 Milyondan fazla vatandaşın işsizlik hakları için başvuru yapmış olması tablonun ne kadar vahim olduğunu açıklıyor.

Bunun dışında ABD kaynaklı sorunların son 20 yılda Dünya halklarına ne kadar zor bir dönem yaşattığını bilsek de yıllar sonra adını Trump Etkisi olarak anacağımız her 2-3 günde bir yeni krizin başladığı bir dönemin varlığını da inkar edemeyiz.
Tüm bu veriler ışığında virüsün de yarattığı ivmeyle eğer üretimin makineleşme ve yazılımlaşmaya geçeceği bir dönemi yaşayacaksak tüm insanlığı paydasına alan yeni bir düzene geçilmesinin şart olduğunu,eğer yaşanmayacaksa da dünyayı büyük bir çatışmanın beklediğini öngörebiliriz.Kapitalizmle ılımlı demokrasinin artık yolları ayrılıyor.Belki de tam değişimin zamanı gelmiştir.

11 Nisan 2020 Cumartesi
Bunlar hiçbir şey değil , Daha büyük şeyler Olacak !
16 Mart 2020 Pazartesi
EXCEL EĞİTİM ÇALIŞMASI'NA BAŞLADIM
Uzun bir süredir planlamış olduğum Excel ve Raporlama eğitim çalışmasına kısa bir süre önce başladım.Genellikle birçok iş için kullanacağınız İleri düzey Fonksiyonlu Excel Formülleri çalışmasına aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.Gelecekte bunun dışında Finans başlıklı farklı eğitimler ve bilgiler sunacağım.Soru/önerileriniz ve özellikle de eleştirileriniz benim için oldukça önemli.Youtube üzerinden paylaşacağım için paylaştığım kanala abone olursanız yeni yüklediğim eğitimlerden hızlıca haberdar olabilirsiniz.İyi seyirler...😊
İLERİ DÜZEY FONKSİYONLU FORMÜLLER
29 Kasım 2019 Cuma
İKTİSATÇI BELGESELİ’NE DAİR
Eserin İstanbul Galasının gitmeyi planlamış olduğum BİFO konseriyle aynı güne denk geldiğini 3 hafta öncesinde öğrendiğimde tercihte biraz arafta kaldım.Yine de belgeselin özellikle iktisada dair olması ve bir zamanlar öğrencisi olduğum üniversite hocamın hazırlamış olması kararımda önemli rol oynadı.
1402 Sayılı Kanun’la beraber Türkiye’nin en değerli İktisatçılarının tehlikeli ibaresiyle meslekten uzaklaştırılması ve o dönemde yaşadıkları trajikomik olaylar izleyiciyi en fazla etkileyen kısımlardan biri olduğunu düşünüyorum.Tabi Prof.Sadun Aren’in unutulmaması ve bu belgesele dahil edilmesi beni en etkileyen noktadır.Sadun Aren ve Korkut Boratav gibi hocalarla okul içerisinde herhangi bir kaynaktan ulaşamamak da bugünün iktisatçı hocalarının sorunu.Tabi bu konuya son kısımda girmeyi planlıyorum.
Marmara İktisat mezunu bir arkadaşımızın sorusu,üstüne Hukuk mezunu bir arkadaşımızın enerji ve dış ticaret açığı ile ilgili söylemleri ve onun üzerine yapılan yorumlar beni gerçekten bu meslekteki hocaların iktisat için daha fazla canla başla çalışmaları hissini uyandırdı.Bunun haricinde Çiğdem hocamızın aslında farklı bir anlamda ifade etmiş olmak istese de bu ülke içerisinde 10 kişiye dahi yazarak ulaşmanın bu toplumun iktisadi sorununa ya da toplumsal sorununa çözümüne katkısının olmayacağını ifade etmesi de derinden üzdü.Hatta kendi eserinin de bir çözüm olmadığı ifadesi de bu üzüntüyü katladı.Türkiye gibi bir toplumda herhangi kimsenin çözüm için yazdığı değil bir paragraf 1 kelime dahi yazması umuttur.Böyle konularda daha çok lokal yaklaşım düşünülmeli.Bir kişinin 100 arkadaşı var ise 10 tanesine fikrini yansıtması başarıdır.Hatta 10 kişinin ona dönüt olarak eleştiri yazısı yazması yeni 10 kişileri doğurabilecektir.Bir anda matematik problemi gibi 10 kişiden 111 kişiye çıktı sayımız.Bunun haricinde salon içerisinde soruları tam da netleşmeyen arkadaşlarımıza cevaben dönen bazı hocaların da gözlerini kısarak yanıt vermeleri ilginç ötesi şaşırttı.Çünkü bu arkadaşlar öğrencilerdi ve mezun oldular.Belki onların elinden mezun oldu belki de olmadı.Fakat arkadaşlarımızın sorudaki tıkanıklıkları ve iktisatla ilgili net olmayan ifadeleri nedeniyle orada bulunan tüm değerli iktisatçıların şapkasını çıkarıp önüne koyması gerektiğine inanıyorum.”Öğrencilerimiz eser içerisinde izlediğimiz ve tasvip etmediğimiz iktisatçıların jargonuyla konuşuyorlar.Nerede yanlış yaptık?”10 Eylül 2019 Salı
Kripto Paralar'ın Geleceği
Uzun bir gündem yoğrulmasından sonra yazmak istediğim konuyu biçimlendirerek geçen vakitten kaynaklı yazı yazma işini bir hayli aksattım.Fakat bu süre zarfında sürekli fikirlerim evrildi.Haliyle çevremdeki arkadaşlarımın konuyla ilgili fikirlerinin de katkısı oldu.
Geçtiğimiz ay ABD Başkanı kripto paralara karşı(aslında kripto para çıkarmak isteyen Facebook ve birçok dijital medya şirketine ithafen) çok sıcak bakmadığını ve sempati duymadığını açıkladı.Donald Trump kendi penceresinden haksız sayılmıyor. Fakat bu iki safın (devlet ve özel sermaye) sertleşecek çekişmesinin pek de olumlu bir tarafı görünmüyor.
Hemen bir zaman makinesine binip tarihte 100 yıl öncesine gidelim.Yani Kapitalizmin klasik dönemine.Bu dönemde sermayeye devletin komplike uzanamadığı alanlarda birçok özgürlük tanınmıştır.Emek sömürüsünün bir harfi dahi literatüre sığmayacak uygulamalar yapılıyor,işçilerin güvenli koşullar altında çalışması bir yana dursun maaşlarını dahi fabrikatörlerin sadece fabrikaya ait marketlerde alışveriş yapabilecekleri para tipi kuponlarla alıyorlardı.
Söylediğimiz aralıktan sonra Kapitalizm hem bu gaddarlığından kaynaklı hem de kendi iç arızalarından kaynaklı sürdürülebilirliğini kaybetmiştir.Daha sonrasında ise kendi içinde reforma gitmiştir.(Tabi SSCB örneğinden kaynaklı karşı bir etki yaratmak için eşitliği hafif tattıran yaptırımlar da olmuştur.)Kapitalizm kurumsallaşmada kendi iç devrimini yapmış ve paranın mevzuatını genişletmiştir.
Günümüze dönersek Kapitalizm 19-20. yy.'da insanlık nazarında sosyalizmle çatışmasından sonra ayağına çelme takacak bir sorun yaşamadı.Fakat şimdi kendi içindeki paydaşların çatışmasıyla karşı karşıyayız.
Kripto paralar hayatımıza girmeleriyle birlikte yaşam içinde birçok alanda mübadele aracı olmaya başladı.Aslında merkez bankası olmayan bir para birimi desek çok da yanlış olmaz. İşte burada Devletler ve Şirketler büyük bir yol ayrımına düşüyorlar.
Birçok devletten güçlü olan ve neredeyse her yerde nüfuzu olan sermaye sahipleri artık devletlere bağlı olmayan ve volatilitesini devletlerin belirlemediği bir para birimlerinin olmasını çok da anlamsız bulmuyorlar.Hatta devletler arasındaki anlamsız gerginliklerden kaynaklı kendi kasalarındaki değerin artıp azalmasının adaletli olmadığını da savunabilirler.Büyük ihtimalle bu hayalleri uzun zamandır olsa da kripto paralar dönemine kadar bunu gerçekleştirme fırsatları olmamıştı.
Fakat 21. yy.'da çağdaş ödeme yöntemlerinin büyük çoğunluğunun sermayede bulunması bu düşünceyi gerçekleştimek için büyük bir güç sağlıyor.Ayrıca kripto paraların(özellikle Bitcoin) küresel bilinirliği de bu konuda avantaj.
Donald Trump'ın ifadesine dönecek olursak söylediklerinin bütün insanlığın çıkarına olmadığını her ne kadar bilsek de kripto paralara karşı söylediklerini bu alanda genişletip kamuoyu yaratabilir.
8 Temmuz 2019 Pazartesi
TCMB Hükümete Bağlı Değildir
"Madde 1- (21/4/1994 tarihli ve 3985 sayılı Kanun ile değiştirilen şekli) Türkiye'de banknot ihracı imtiyazına münhasıran sahip ve bu Kanunda yazılı görev ve yetkileri haiz olmak üzere "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" unvanı altında anonim şirket olarak bir banka kurulmuştur. "
| 2013 | 5 | 7,4 |
| 2014 | 5 | 8,2 |
| 2015 | 5 | 8,8 |
| 2016 | 5 | 8,5 |
| 2017 | 5 | 11,92 |
| 2018 | 5 | 20,30 |
| 2019 | 5 | - |
| 2020 | 5 | - |
| 2021 | 5 | - |
20 Nisan 2019 Cumartesi
DEMİR ÖKÇE KAPİTALİZMİ’NE DAİR
And yet be patient. Our Playwright may show











